Ankara booked.net
+19°C

28-07-2021 22:41 Kategori: GÜNDEM | Bölge: İstanbul

Aksaçlılar'dan Yazıcıoğlu Sonrası İçin İddiaalı Sözler

Aksaçlılar'dan Yazıcıoğlu Sonrası İçin İddiaalı Sözler
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

"Ahmet Bereket: Gurbetçi olarak tabir ettiğimiz 3 çocuklu bir ailenin ortanca çocuğu olarak İsviçre’de dünyaya gelmişim. İlk orta ve lise tahsilimi İzmir’de tamamladım. Ardından sırasıyla A.Ü işletme Fakültesi Yönetim ve Organizasyon Bölümü Lisans, A.Ü Sosyal Bilimler Fakültesi Ön Lisans, A.Ü Adalet Ön Lisans, A.Ü Spor Yönetimi Ön lisans bölümlerini bitirdim. Evli ve Allah bağışlarsa Güntülü ve Nisa Vuslat isimli iki kız babasıyım."


Çok küçük yaşlarda başlayan spor yaşantıma 18 yaşındayken açmış olduğum Çağrı Spor Kulübü derneği ile hem profesyonel anlamda spor hem de dernekçilik hayatının içine girmiş oldum. 

Spor salonumuzda yetiştirdiğim birbirinden değerli sporcularımız ile yerel, ulusal, uluslararası alanda Avrupa şampiyonası dahil ülkemize madalyalar kazandırdık. Benim de Milli takım antrenörlüğü görevim 1997 yılında Uluslararası Turnuvada Taekwondo Milli takım antrenörü olarak görev alarak başlamış oldu. 

Ardından yıllar içinde sayısız uluslararası turnuvada Büyükler kategorisinde 2 Avrupa, 2 Dünya Şampiyonası, birçok Grant Prix maçının da Milli takım Antrenörü olarak görev yaptım. Taekwondo branşı dışında Kıck Boks branşımızın da resmi anlamda ülkemizde çalışılmaya başladığı tarihten bu yana Kıck Boks branşının da içinde yer alarak Milli hakem ve antrenör olarak görev yapmaktayım. 

Bunların yanı sıra uzun yıllar Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü, Polis Meslek Yüksek Okulunda Taekwondo ve yakın savunma kurs hocalığı yaptım. Ayrıca Spor kulübümüzdeki baş antrenörlük ve kulüp başkanlığım dışında yine uzun yıllardır Halk Eğitimi Merkezi bünyesinde Taekwondo ve Kıck boks branşında usta eğitici olarak görevime devam ediyorum. Antrenörlük seviyesi olarak son seviye olan 5. Kademe Teknik direktörlük belgesine sahibim. Yine Para olimpik branşında Avrupa, Dünya olimpiyat gibi büyük organizasyonlarda görev yapmak için gerekli olan antrenörlük belgesinde sahibim.

SPORCU KARİYERİNİZ ZİRVEDE İKEN NİÇİN SİYASET?

Bazen bu sorunun cevabını bende düşünmüyor değilim. Ancak aklıma Şehit liderim Muhsin YAZICIOĞLU ve onunla birlikte yol yürümenin verdiği onur, gurur geldiğinde sorunun cevabı kendiliğinden verilmiş oluyor. MUHSİN YAZICIOĞLU… 

Rahmetli Yazıcıoğlu'na gelelim. Bir müddet BBP İzmir teşkilat başkanı olarak vazife yaptınız. İl başkanı olarak görev getirilmeniz nasıl oldu?

 

Şehit liderim Muhsin YAZICIOĞLU’nun ataması ile 2007 yılında BBP İzmir il başkanlığı görevine getirildim. Zaten o süreçte il başkan yardımcısı olarak yönetim içindeki görevim devam ediyordu. 

İl başkanlığı görevinin Muhsin başkanım tarafından tarafıma tebliğde benim açımdan oldukça değişik olmuştu. 
2007 yılında Milli takımdaki Almanya maçındaki Antrenörlük görevim dolayısıyla Ankara’da kamptaydık.  İzmir’den çok sevdiğim şu an Ankara’da emeklilik hayatını yaşayan Emniyet mensubu bir abim telefonla arayarak "birazdan gelip seni Muhsin başkanın yanına götüreceğim, seni bekliyor" dediğinde çok anlam verememiştim. Muhsin Başkan beni neden, ne için çağırsın ki?  Sevinç, Mutluluk aynı oranda merak, heyecan aklımda türlü sorular. 

Üzerimdeki mili takım eşofmanları ile eski genel merkez binasına gittik. Makama çıktığımızda Cennet mekân bazı il başkanları ile toplantı halindeydi. Özel kalem haber verip bizi içeri aldığında Muhsin başkanım içeridekilere dönüp “Tanıştırayım. İzmir İl başkanımız” dediği o anı ve benim yaşadığım şaşkınlığı ömrüm boyunca unutamam. Etrafıma baktım "bana mı dediniz sayın genel başkanım?" dediğim de içeride kahkaha koptu. Ben hâlâ ne olduğunu tam olarak anlayamamıştım, çünkü hem il başkanlığı için yaşım çok gençti, hem de İzmir her daim-BBP İçin söylüyorum- sözüm ona Türk büyüklerinin ama iş konuşma eleştiri olunca sesleri herkesten fazla çıkan, partiye kuruşları nasip olmayan, ama sorsanız çocuklarının süt parasını partiye davaya harcamış Türk büyüklerinin hiç eksik olmadığı bir il. 

Hiç beklemediğim ve çok hızlıca gelişen bir durumdu bu ve İzmir gibi siyaseten çok zor ilin üstelikte Muhsin YAZICIOĞLU’nun il başkanı. 

Tabi ki daha sonraları öğrendim ki Cennet Mekân Muhsin Başkanım İl ziyaretlerine geldiğinde biz de sürekli olarak en yakınında olanlardan olduğumuz için takip etmeye başlamış ve kendi içinde bir değerlendirme yapmış, gerekli bilgi ve istihbarat bilgilerini güvendiği kişilerden de teyit ettirdikten sonra görevi bana tebliğ etmiş.  
Şükürler olsun ki 2007 yılında bu durumda bu endişelerle aldığım il başkanlığı görevimi 2013 yılında istifa ettiğim döneme kadar 8 yıl aralıksız olarak devam ettirdim.

KİMDİR SİZE GÖRE MUHSİN YAZICIOĞLU? SİZİN DÜNYANIZDAKİ YERİ NEDİR?

Bazıları için Muhsin YAZICIOĞLU, BBP’nin kurucu genel başkanı, Sivas Millet vekilidir. Ancak; gerçek manada dava adamları için Muhsin YAZICIOĞLU Türk -İslam coğrafyasının sigortası ve geleceğiydi. Benim içinde böyleydi. Ayrıca yanındaki dava arkadaşları için Muhsin başkan sadece genel başkanımız değil, yerine göre abimiz, yerine göre arkadaşımız, başımız ne zaman sıkışsa telefonun ucundaki kurtarıcımız, yanımızdaki yıkılamayan kalemizdi. Bizim iç dünyamızda öyle bir yere oturdu ki birçok arkadaşımızın bende dahil telefon fon zil sesleri Muhsin Başkanın "Üşüyorum" şiiri ile çalar, ekran koruyucularında onun resmi vardır, evlerinin en güzel köşesini cennet mekânın resmi süsler. Dolayısıyla Muhsin başkanın bizim iç dünyamızdaki yeri kelimeler ile ifade edilmez. 

 

TÜRKİYE'DEKİ SİYASİ ORTAMI VE SİYASETÇİLERİN DURUMU SİZE GÖRE NEDİR? HANGİ SAFHADADIRdadır?

 

Ben bu sorunun, Sosyologlara, Siyaset bilimcilere, Psikologlara da sorulup onlar tarafından da incelenmesi gerek bir soru olduğunu düşünüyorum. Nedenine gelince, 80 öncesinin siyaset kutuplarının bir duruşu, bir ideolojisi, savundukları fikirlerin doğru ya da yanlış bakış acısına göre değişen, gerektiği şekilde davranma, yaşama, yaşatma ideali vardı. Oysa günümüzde kim sağcı, kim solcu, kim milliyetçi, kim Atatürkçü, kim dindar, kim laik, kim merkez parti, kim merkezin sağında kim solunda  karışmış durumda. 

Özetle; At izi, it izine karışmış geldiğimiz noktada. Ne dediğimin daha iyi anlaşıla bilmesi için sadece bir örnek olması adına söylüyorum, kaldı ki bu örnekler farklı isimler ve partiler üzerinden çoğaltılabilir. 

 

İran'ın düzenlediği İslami uyanış konferansına Türkiye’den katılan siyasetçinin kim olduğuna bir bakarsanız ülkemizdeki Türkiye'deki siyasi ortamı ve siyasetçilerin durumu sorunuz cevabı kendiliğinden verilmiş oluyor.

 

SİZCE BUGÜN RAHMETLİNİN KURDUĞU PARTİNİN YÖNETİM KADROSU YAZICIOĞLU’NUN TAVİZSİZ SİYASETİNİ DEVAM ETTİRDİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?

Hiçbir şekilde düşünmüyorum. 
Düşünüyor olsam zaten içlerinde yanlarında olurdum. Aslında önemli olan benim yanlarında olup olmamam mevzusu değil önemli olan Aile nerede duruyor? Yazıcıoğlu’nun en yakınındaki dava arkadaşları şu an nerede duruyor?  Neden bugün mevcut genel başkanın, başkanlık divanı yakın çalışma arkadaşları partide değildi yeni bir parti kurmak için yola çıkmışlar. Bunlara bir bakmak lazım. Ancak bir de gerçek var ki mevcut genel başkan BBP delegesinin oyları ile seçiliyor ve delege mevcuttan memnun. Diyebilirsiniz delegeyi kim seçiyor? kim belirliyor? 

 

Mesela; Cennet mekanın oğlu Furkan YAZICIOĞLU neden delege yazılmadı, abisi Yusuf YAZICIOĞLU neden kongre salonuna sokulmak istenmedi. Bunlar ayrı tartışma konuları. Dediğim gibi resmiyette geçerli olan delegenin tercihi ve delege biz istesek de istemesekte kabul etsekte etmesekte mevcut genel başkanı partinin başında görmek istiyor. Gerçek olan maalesef bu.

BU CEVABINIZA BAĞLANTILI OLARAK SORMAK İSTERİM. ÖYLEYSE SİZİN GİBİ DÜŞENENLERİN AYRI BİR PARTİ KURMAK İÇİN YOLA ÇIKMALARI YA DA BAŞKA SİYASİ PARTİLERDE GÖREV ALMALARI DOĞAL BİR SONUÇ MU?

Bu sorunun cevabının da kişilere, hedef ve amaçlara göre değiştiğini düşünüyorum.  Ben hiçbir yere gitmeden duruş ve kimliğimizi kaybetmeden sabırla beklenmesi taraftarıyım. O yüzdende başka bir siyasi partide ya da kurulmak için yola çıkılan partide değilim. Çünkü biliyor ve inanıyorum ki şu anki mevcut genel başkan bu partinin ebedi sahibi değil. 

 

BU PARTİNİN EBEDİ SAHİBİ BUu EŞSİZ MİLLET VE BU HAREKET...

Bu partinin ebedi sahibi bu eşsiz millet ve bu hareketM Şehit vermiş, üstelikte liderini şehit vermiş bir hareket. Bakın göreceksiniz, ilk seçimlerde mevcut genel başkan millet vekili sıfatını kaybettiği gün “sular çekilince karıncalar balıkları yer” misali zaten yanındakiler onu o koltukta oturtmayacak. İşte o zaman Partinin hafızasına sahip insanların Şehit liderle yol yürümüş dava arkadaşlarının yeniden bayrağı alıp dalgalandırma vakti gelecek. Sadece biraz sabır. Unutmayalım ki “vaktinden önce çiçek açmaz”. Açsa da kurur. Tabi ben bunları söylerken de farklı siyasi partilere katılan ya da yeni oluşum içinde yer alacak olan bize danışan arkadaşlarıma hep şunu söyledim. Kalbinizin sesini dinleyin. Gidecek olduğunuz yerde fikir ve duruşunuzu bozmadan siyaset yapma imkanı görüyorsanız Allah yolunuzu açık etsin. Amaç Millet hizmetse hizmet her yer ve ortamda yapılır. Yeter ki duruşunuzu bozmayın. Ancak kendi adıma tekrar söylemek isterim ki ben yerimdeyim ve arkadaşlarımız ile birlikte kurmuş olduğumuz “AKSAÇLILAR” derneğinde ideallerimiz doğrultusunda çalışmalarımıza devam ediyoruz. 

Birazda rahmetlinin Şehit olduğu güne ve sonrasındaki sürece değinelim. Yıllardır faili meçhul olarak raflarda bekleyen bu ölüm olayında fetö'ün ne kadar içinde olduğunu söyleyebiliriz.


Evet. Asıl bizi ilgilendiren temel soru bu. Fetö bu işin neresinde diye sordunuz. 2009’dan bu yana bas bas bağırıyorum. FETÖ bu işin tam merkezinde diye. 2016 hain darbe girişiminden bu yana da her platformda bas bas bağırıyorum. “DARBEYİ GERÇEK MANADA ÇÖZMEK İSTEYEN ÖNCE 2009 YAZICIOĞLU SUİKASTİNİ ÇÖZECEK” diye. 

Bu olay millet vicdanında asla faili meçhul değildir. Adı bellidir. Adı “SUİKAST “tir. Muhsin YAZICIOĞLU Şehit edilmiştir. 

İktidarda güçlü bir hükümet ve ortağı milliyetçi bir parti var. Niçin güçlü oldukları halde hâlâ bu faili meçhul cinayet aydınlatılmıyor.

Tekrar ediyorum bu olay asla Faili meçhul bir olay değildir. Bu olay FETÖ terör örgütünün maşa olarak kullanılarak iç ve dış güçlerin yapmış olduğu bir suikasttır.  

Aynen farklı örgütlerin beklide yine FETÖ nün yıllar içerisinde Eşref Bitlis paşaya, Uğur Mumcuya, Bahriye Üçok’a, Ahmet Taner Kışlalıya, Vali Recep Yazıcıoğlu’na, Mahmut Esat Coşan hocaya ve isimlerini arttırarak çoğalta bileceğimiz sevelim ya da sevmeyelim sağcı ya da solcu bu Vatanın evlatlarına yapıldığı gibi.

Liderimizi ile ilgili olarak da Hükümet yetkilileri o dönemde o kadar iddialı o kadar bizleri rencide edici açıklamalar yaptılar ki hatırlayalım; “Kazadan kaza çıkarmayın" diyeninden tutunda "bu olay kazadan ibaret, altında başka şeyler aramayın, kapatın" diyenine, daha neler neler. Şimdi dönüp de millete ne diyecekler. Bizi burada da mı kandırdılar diyecekler. 

Evet, Millet vekili arkadaşımızı bize her daim destek olan yapıcı eleştirileri ile yol gösteren bizi birçok kazadan beladan korumuş olan arkadaşımızı Şehit etmişler ama biz neredeyse "13 yıldır hiçbir şey yapamadık özür dileriz" mi diyecekler. 

 

Her kim ki gerçek manada hem iç hem dış destekçileriyle YAZICIOĞLU ve arkadaşlarımızı Şehit edenleri öğrenmek isterse “ALPERENLERİN” iktidarı beklemek zorunda. 

 

Avrupa Birliği Reis için neyi ifade ediyordu?

Avrupa Birliği'ne her zaman bir hayal tüneli olarak baktı Cennet mekân Muhsin Başkanım. Biz de öyle bakıyoruz. Hangi Avrupa? hangi Avrupa birliği? Liderimizin bir hayali vardı kendisinin de ifade ettiği gibi 


“Adriyatik’ten Çin seddine kadar kaynaşmış güçlü bir Türk Dünyası” hayali. İnşallah bu hayal bizlerinde hayali ve bir gün mutlak gerçekleşecek.

 

Reis bugün hayatta olsa idi sizce meclisteki durum nasıl olurdu.

Sorunuza daha net cevap olması adına iki sözü hatırlatmak isterim. Biri şehit liderim Muhsin Yazıcıoğlu’nun “Benim Olmadığım Mecliste Özerklik Konuşulur” sözü. Diğeri de CHP Bir önceki genel başkanı Deniz BAYKAL’ın “Yazıcıoğlu’nun Ölümüyle Meclis Sigortasını Kaybetti” sözü.

 

Bu sözleri hatırlattıktan sonra meclis nasıl olurdu sorunuza cevap vermem gerekirse şu anki mevcut başkanlık sisteminde meclisin ne kadar yetkisi var bu tartışılmalı ve asıl soru YAZICIOĞLU yaşasaydı acaba bu günkü başkanlık sistemi olur muydu?  Şayet Muhsin başkan yaşasaydı bu mevcut yapısıyla başkanlık sisteminin olmayacağına emin olabilirsiniz.

 

Yıllardır sizi tanır ve takip ederiz. Sorulan sorulara pek çoğumuzun alışık olmadığı şekilde bazılarını ciddi anlamda rahatsız edecek cevaplar veriyorsunuz. Birçok kereler tehdit aldığınızı da biliyoruz. Güvendiğiniz birilerimi var?  Hiç korkmuyormusunuz?  Son olarak vermek istediğiniz mesajlar nedir?

Şimdi bakın. Kendimizi Muhsin Yazıcıoğlu’nun dava arkadaşı olarak tanıtacağız sonrada kalkıp sadece birilerini rahatsız ediyoruz diye sorulan sorulara farklı cevaplar vereceğiz. 

Muhsin Yazıcıoğlu neden Şehit edildi? Muhsin Yazıcıoğlu yatağında uyurken mi vefat etti? Geçirdiği sözde trafik kazası sayısı neredeyse 20 ye yakın. Sonunda karada başaramadıklarını havada başardılar. Dolayısıyla bize de yakışan inandığımız doğruları Allah'tan başka kimseden korkmadan nefesimiz yettiğince konuşabilmek. Elbette güvendiğim birileri var.

Önce ALLAH var. Sonra Millet Var. Başka birilerine güvenmeye ihtiyaç varmı? Ayrıca insanı ölümden eceli korurmuş. Vakti zamanı gelmeden alacak olduğumuz nefes bitmeden kimseye bir şey olmaz. Olan sadece sebeptir, vesilesidir. Elbette kendimize göre tedbirimizi alıyoruz.

Defalarca kereler gerek il başkanlığım döneminde gerekse sonrasında hatta daha geçtiğimiz hafta kurmuş olduğumuz “AKSAÇLILAR” derneğimiz ve faaliyetlerimizle ilgili rahatsızlık duyan kesimler tarafından çeşitli mesajlar ulaştı tarafımıza. Gülüp geçiyorum tabi. Demek ki doğru yoldayız Elhamdülillah. 

Biz her zaman dediğimiz gibi  son nefes, son nefer, son damla kana kadar inandığımız yolda mücadelemize devam edeceğiz.



Kaynak: Haber Merkezi
Editör: Bülent Ertekin İstanbul
Bu haber 210 defa okunmuştur.
HABERE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


DİĞER GÜNDEM HABERLERİ

gazete manşetleri 
ANKETİMİZE KATILIN

Türkiye'nin Son Durumu?

42%

20%

12%

26%


PUAN DURUMU

E-BÜLTEN ABONELİĞİ